27 July, 2008

Cumartesi

Dün gece evde uzun uzun otururdum. Çıksam mıııı çıkmasam mııı diye kara kara düşündüm. Saatler 11'i vurunca bizim frenki dürttüm artık. Yeter hadi çıkalım dedim. Bir iki mırın kırın etti. O arada ben de onu kendi çaldığı shot bardaklarıyla votkaya boğdum. Yarım saat sonra bardakları çaldığımız yere doğru yollandık. Gittiğimiz yerin adı Evergreen. Göteborglu dostlarıma şöyle anlatayım. Evergreen Kelly's e tekabül ediyor. Ucuzdur candır. Geceye başlamak için bire birdir. Benim aklımda orada birer bira içip daha janjanlı yerlere gitmek vardı. Nitekim öyle de oldu. Biraları bitirmeye yakın telefon çaldı, Bjørungs'a gitmemiz salık verildi. Göteborg'lu dostlarıma Bjørungs'u nasıl tarif etsem.. Gündüz önünden geçseniz pub sanırsınız. Ancak gece 1 gibi çok değişiyor ortalık. Respekt'e benziyor desem hmmm.. Olmadı. Yahu Järntorget'teki hiçbir yere benzetemedim şu an. Büyük ihtimalle Göteborg'da öyle bir yere gitmedim. Konuyu toparlayamadan paragrafı bitiriyorum çok uzun olur yoksa.

Neyse sadede gelelim. Ben yine elim belimde üst üste bira içiyorum. Etrafa bakıyorum milleti seyrediyorum falan. Cuğara bağlamaya dışarı çıktım, yaşlı amcalar gibi belimi tuta tuta banka çöktüm. Bir anda yanıma gökten düşme (S.A.V.) 3-4 kız oturuverdi. Ben yüce rabbim sen nelere kadirsin derken (bu noktada benim havaya ellerim açık bir biçimde baktığım hayal edilmelidir), meraba naber naapıyosun içerikli sohbet başladı. Bundan sonrasına çok dikkat edin ortalık karışıyor. Öbür yanıma da herifin biri oturuverdi. Sigara içerken yapılan tipik muhabbetler. İş güç falan. Sohbete başladık:

ben: ee sen naapıyosın, ne iş?
o: I came back from Afghanistan few days ago. I am an officer in the NATO.
ben: bullshit!
o: Hehe seriously.
ben: so what do you do?
o: I am a lieutenant colonel. I basically lead my men into battle.

Ne? Böyle ağzım açık kaldı. Suratımdaki "hassiktir lan" ifadesini görünce de çıkarıp bir iki resim gösterdi. Herif Rambo çıktı! Ben sağa sola baktım onay beklercesine. Kızlar da kafalarını salladı. Benim başımdan aşşağı kaynar sular döküldü. Rambo'nun arkadaşıysan önceden söyleyceksin kardeşim biz de ona göre pozisyon alacağız.

Bir diğer komik diyalog da şöyle gerçekleşti. Kapıdaki yarma ky olarak kısaltılacak (vakt).

ky: dude, can i ask you something?

*ben burda zaten hemen şoka girdim. herif tam bir izbandut ve mahkeme duvarı gibi de suratı var. kanka bişey sorcam yeaa diyince cidden çok şaşırdım.*

ben: sure
ky: what's the deal with the beard?
ben: what do you mean?
ky: i mean, why the beard?
olivier: he is just too lazy to shave it
ky: respect

Güzel bir akşam oldu sanırım. O kadar ilacın üstüne her akşam güzel. Kucak dolusu sevgiler.

gş: Bob Dylan - Mr. Tambourine Man

ps: Foto aparatusunu buldum. Yatağımın altından çıktı. Redbull'la çekilmiş fotoğraflar gerçekten berbat. Bir yerde düşürdüm diye gerçekten çok korkmuştum. Gerçi biri bulsa şu an bir internet celebrity olmuştum.

Labels: , , , , , ,

2 Comments:

At July 28, 2008 at 2:58 PM , Blogger garagusak gaykayci said...

mehmet abi. afedersin 3-4 kız diince yuzume gulumseme geldi, çapkın mehmet abi diordum ki. ramboyla olan kankalıından bahsettin. ama en azından ipsiz sapsızla deil de rambo ya da rambo muadili ilen tanısmıssın. muadil kelimesini de, toto adlı yumurta çükolataya kinderin muadili diyen adanalı bir bağyen arkadasımızdan ögrendim.

 
At July 30, 2008 at 5:25 PM , Blogger mmk said...

ben cok dostca sohbet ediyodum kizlarla. rambo sonradan cikti. ellesmedi ama benle.

o adanali bagyan benim de tanidigim adanali bagyan mi? ruyalarindan cikasica bagyan

 

Post a Comment

Subscribe to Post Comments [Atom]

<< Home

eXTReMe Tracker