08 August, 2008

Øya & Sigur Rós

Canlarım,

Verdiğim ufak aranın sonuna geldik. Yelkenleri suya erken indirmemin sebebi bu Sigur Rós denen rahatsızlık hakkında yazmak zorunda olmam.

Dün akşam pek değerli Bernardo ile tek günlük biletlerimizle Øya Festivalen'e gittik. Aman da ne iyi ettik. Festivalin yeri Middelalderparken yani orta çağ parkı. Konsepte uygun hiçbir şey göremedim parkta (Middelalder=Medieval), ben ne biliyim şövalyeler şatolar falan bekliyordum. Sırf zibidi hippi falan vardı. Yaşımız gereği olsa gerek festival havasına alerjimiz var zaten. Bir akşamdan fazlasına katlanamayacağımıza karar verip iyi ki de bütün festivale bilet almamışız yahu diyerek birbirimiz tebrik ettik. Hepiniz az çok festival görmüş kültürlü çocuklarsınız. Bildiğiniz gibi festivalin doğasından dolayı en az bir günü mutlaka yağmur çamur içinde geçer. Bu festivalin Oslo'da vuk'u bulduğunu hesaba katan zeki okuyucu yerdeki çamur miktarını tahmin edebilecektir. Ama biz izlerken yağmur yağmadı valla. Ama yağmur yağmaması ve çamurun az olması festival alanlarının vazgeçilmezi olan kabin tuvaletlerinin varlığını hiç etkilememiş. Uzun kuyruklar ve mide kaldıran durumlar elbette mevcuttu. Ama Oslo belediyesi (www.obb.gen.no) bence burada bir alkışı hakediyor. Çünkü seyyar kabinlerin yanına seyyar pisuvarlar da koymuşlar ve bira içen erkekleri bira içen kızlardan ayırmışlar. Gerçekten çok sevindim görünce, gözlerim doldu. Yaşasın çükümüz, yaşasın ataerkil toplum!

Festival alanına vardığımızda sahneye Sonuk Youth adlı rezil rüsva takımı çıkmak üzereydi. Headliner olduğu için biz de "Allah Allah bi bakalım daha diğerlerine vakit var" dedik ve sahneye nazır bir yerde yerimizi aldık. 15 dakika sonra da apar topar bira çadırına seyirttik. Ben böyle salak bir müzik hiç duymamıştım, inşallah dağılır grup. Allah kahretmesin. İşin garip tarafı bir yığın insanın coşkuyla gruba eşlik etmeye çalışmasıydı. Ortada eşlik edecek bir bok olmadığı için kalkan eller havaya indi, dans etmeye çalışanlar tökezleyip düştüler ve şarkıları söylemeye çalışanlar da dillerini yanaklarını falan ısırp durdular. Ders olsun, adam gibi müzik dinleselerdi. Bu arada üstteki resimdeki tabela gerçek ve her sahnenin kenarında bir tane vardı bundan. Bernardo'nun yorumu çok hoşuma gitti: They should put another one on the other side of the stage saying "No fun in Norway". Güldük de güldük ilahi.

Saatler 21:40'ı vurduğunda ben çoktan Sigur Rós'un çıkacağı sahnenin oralarda güzel bir yere sotalanmıştım. Aşağıdaki resimden de anlayabileceğiniz gibi aşağı yukarı ceza yayının sağ kanada bakan kısmında kaleye 25-26 metre uzaklıktaydım. Cefri'nin ısmarladığı video ve resimleri çekmek için iyi sayılır. İşin boktan tarafı Bernardo'nun Turbonegro isimli Norveç'li grubu izlemek istemesiydi. Sigur Rós ve Turbonegro'nun aynı anda sahneye çıktığını öğrenmemizin bizi ne derece derinden etkilediğini söylememe gerek yok sanırım. Haydi herkes kendi konserini izlesin dedik ve yollarımızı orada ayırdık. Kendisi de Turbonegro'dan çok memnun kalmış. İyi bari...


Sigur Rós'a gelince. Sahnede 1 saat 20 dakika kaldılar. Belimin vayaman sinyalleri vermesinden 40 dakika sonra ayrıldılar yani sahneden. Olsun, yine de izledim hepsini inatla. İlk anından sonuna kadar da ağzımı açık bıraktılar. Çok güzel bir performanstı. Son iki üç şarkı için 4-5 kişilik bir yaylı ekibi ve bir o kadar da üfelemeci sahnede yerlerini aldı ve (sevenler bilir) o sefnokimsi şarkılarını çaldılar. Sigur Rós'un olayını bilmeyenler için ekleme yapayım. O resimde ortada gördüğünüz adam solist ve gitarı da keman yayıyla çalıyor bütün konser boyunca. Sağındaki adam da basçı ve bir şarkıda gitarını davul bagetiyle çalıyor. O zibidi oğlu zibidi Sonuk Youth da sahneye Sigur Rós'dan bir saat önce aynı bu şekilde çıktı. Keman yayı baget falan. Galiba o an soğudum o ibişlerden. İnşallah albümleri satmaz, korsana düşerler.

Bu da konser öncesi demlenme turumuzu attığımız yer. Türkçe meali: Bira cenneti

Øya ile ilgili bildireceklerim bu kadardı sanırım. Ama başka mevzular da var. Sıkıldım, onları sonra anlatacağım.

gş: Sigur Rós - Popplagið

Jazz is not dead, it just smells funny
Oslo Jazz Festivali afişi

Labels: , , , , , , ,

0 Comments:

Post a Comment

Subscribe to Post Comments [Atom]

<< Home

eXTReMe Tracker