20 April, 2008

Mark Knopfler

20 Nisan 2008 çok özel bir gün olarak her daim akıllarda kalacak. Mark Knopfler Oslo'yu bugün yerinden oynattı demeliyim. Çok farklı bir akşam oldu benim için. Gözlüklerimi de evde unutmasaydım daha bir güzel olacaktı ama olsun. Kulağımın pası silindi. Tabiki kendi solo albümlerinden şarkıların ağırlıkta olduğu listesinin orasına burasına da Dire Straits günlerinden mükemmel şarkıları da ekleyerek 2,5 saat boyunca tüylerimi diken diken etti muhterem. Aklımda kalanlar (bir düzeni yok bu listenin):

What it is
True Love Will Never Fade
Sailing to Philadelphia
Shangri La
Postcards from Paraguay
Romeo and Juliet
Sultans of Swing
So Far Away
Brothers in Arms
Telegraph Road

ve en sonunda, çalmayacak galiba derken:

Local Hero

Çok büyük beklentilerle gittim haliyle. Kendimi bildim bileli en sevdiğim en çok dinlediğim adam. Canlı görmeyi ne kadar istediğimi anlatamam. Tüm bunlara rağmen beklentilerimi aşan bir performans izledim. Gerçekten çok mutluyum.

Nedense aklıma alıntı yapacak bir şey gelmiyor şu anda. Allah Allah...
Buldum!

Doton, Doryuu Jouheki!
Yamato Daijoo

Labels:

15 April, 2008

Eşşek

10 dakika önce posta kutumdan hayırlı haberi çektim aldım ve aklıma geliverdi. Ben size bu son 25 yılın en önemli olayını aktarmayı unuttum. Babamın deyişiyle eşşeğin büyüğünü ahırda unuttum ya da. Bu pazar Mark Knopfler Oslo'ya geliyor ve ben biletimi aldım. Posta kutumda görünce de bu gelişmeyi aktarmayı unuttuğumu hatırladım. Benim için çok önemli, haberiniz olması gerekir...

Bunu aslında bir önceki yazıya ilave olarak düşünmüştüm ama aklıma bir alıntı geldiğine göre bu başlı başına bir yazıymış.


I couldn’t stay and face the music
so many reasons why
I won’t be sending postcards
from Paraguay
*
Mark Knopfler

14 April, 2008

Helo afrika hamihayudu!

Canlarım,
Beklediğim gibi bu blog işi de kabak tadı veri. Olaya olan ilgimi tamamıyla yitirmeme ramak kaldı. Şu yazıya ne diyeceğimden tamamen habersiz başladım ve aklıme gelen her şeyi yazdım sanırım.

(15 dakika sonra...)

Şimdi burada bahsetmek istediğim bir nokta var. Ben o "15 dakika sonra" ibaresini ilk paragraf biter bitmez yazdım. Sonra hemen akabinde aklıma bir şeyler, geldi ulan şunu da yazayım bari dediğim. Ama yazmak için 15 dakika bekledim. Bu denli harbi bir adamla karşı karşıyasınız.

Nisan ayının ilk hafta sonu "section trip" adı altında 10 kişi toparlanıp "şirketten" bir kayak kaçamağı yaptık. Yaş ortalamamız 35-40 civarındaydı sanırım. Gitmeden önce de beni punduna getirdiler ve cumartesi geceki yemekten beni sorumlu tuttular. Ben tabi alnımın akıyla çıktım o işten. 50 senelik anne gibi 10 kişiye zart diye yemek yaptım. Bayıldılar. Ama işin en güzel tarafı benim egoma tavan yaptıran usta-yamak ilişkisi oldu. Beni yemekten sorumlu ilan eden dana, bizim patronu da benim yamağım yapmış. Harald, koş şurdan iki domates kap da gel; Harald, adam gibi kes şu soğanı; Harald, ben sana öyle mi yap dedim?! şeklindeki söylemlerimi çok profesyonelce karşıladı ama, valla helal olsun.

Harbi kral adam şu Harald. Kaçınızın patronu 10 kişiyi haftasonu herşey dahil kayak tatiline çıkarıp bir de evden PS3 getirir? Sevgilerimi yolluyorum burdan kendisine.

Tabi artık yaşım epey oldu. Belim de sakat.. Ben de aman biyerime bir şey olmasın diyerek cross-country yaptım 2 gün. Baooov o ne güzel işmiş meğeeer? Çok eğlendik canım çok. Harika bir hafta sonuydu.

Bu cuma da şirkette parti vardı (şirket bomba yahu). Maritime Technology and Production Center presents: Pirate Party! Şaka gibiydi. Bildiğin kostümlü mostümlü. Karayip dekorları falan her tarafta...Bir anda sarhoş korsanlar sardı ofisi. Hazine avına çıkıldı. Hani o korsanlı morsanlı filmlerde olur ya, suçlu kişi bir kalasın üstünde yürür yürür sonra da hayvanlara yem olarak bağlı bir şekilde denize atılır. Müdürlerden birini resmen Oslo'daki bir iskeleden denize o biçim attılar. Hayvan mayvan yok tabi de hava 4 dereceydi.

Ha bir de bakkal fiyatından ucuza içki satıldı. Ofisteki bazı arkadaşlar pek göz göze gelemediler bugün o biçim karıştı ortalık gecenin ilerleyen saatlerinde.

Sandığımdan çok yazacak şey varmış. Aslında benim arşivimde bayağı birikmiş malzeme var özellikle Çağdaş ve Cefri sağolsunlar. Onları da heyecanla beklemenizi tavsiye ederim. Bu sefer değişiklik olsun diye annemden alıntı yapıyorum. Kendisinin CSI: Miami deki Horatio yu kastederek yaptığı yorum geliyor ekranlarınıza:


adam bi laf ediyo üstüne konuştuğu adama diil
başka yere bakarak poz veriyo poz laftan uzun suruyo
annem

eXTReMe Tracker