26 March, 2009

Pure Reason Revolution

Tesadüf eseri PRR'ye denk geldim bu gece. Gajdop'dan aldığım habere göre dün gece PRR Göteborg Sticky Fingers'daydı. Gitmem olası olmadığı için çok bozulmuştum. Neyse ki konser esnasında gajdop "canım benim"liğini gösterek bana PRR'nin bu gece John Dee'de olacağını haber salıvedü-û. Toplayabildiğim herkesi (Olivier) toplayıp ben de anında konser alanına vardım. Ön grup (adını unuttum malesef, While You Sleep veya As You Sleep olabilir. Ona benzer şeyleri Google'da deneyiniz) gayet başarılıydı, çok şaşırdım. Hatta elemanlarla tuvalette karşılaştım ve yarrak üstü iki dakika da muhabbet ettim. İyi çocuklar, takip edeceğim. Neyse, PRR çok iyiydi gerçekten. Eski şarkılarına ağırlık verdiler Göteborg konserinin aksine. Yenilerini de beğendim gerçi ama bildiğim şeyleri duymak hoşuma gitti. Onun için gitmiştim zaten. Fakat hakkını vermem lazım: Elektronik zigaları çok iyi kullanmışlar. Belki sadece 2-3 şarkıda duyduğum için olabilir, yani fazlası kabak tadı verebilir ama ben dinlediğimi beğendim. O vokal+bas bağyanı da huzurunuzda alnından öpüyorum. Hepimiz sîzin gibi bir bâğyana muhtaç, duy sesimizi! Alıştığınız tarz olamadı bu akşam; biliyorum. Bu yazıya dair paragraf, cümle yapısı, görsellik açısından hoşunuza gitmeyen bir durum varsa bana iletmekten çekinmeyin. Bugün uğraşamayacağım, sonra da zaten unuturum. Olduğu kadarıyla idare ediniz!

Alıntı da bu kadar bu sefer, ben yazmadan önce ne bok yiyodunuz?

mmk

GŞ: Pure Reason Revolution - In Aurélia

okurken farkettim ki bu şarkıyı mart başında günün şarkısı seçmişim. yenisi böyle olsun:

Pure Reason Revolution - The Intention Craft

04 March, 2009

Corn Flakes & Alman Polisi

Sevgili vergi mükellefleri,

Geçen gün Frankfurt hava alanındayım aktarma için. Güvenlik kontrolüne doğru ilerledim. Polis nasıl cana yakın, nasıl sevimli. Beni görür görmez lastik eldivenleri takıp sağ elinin işaret parmağıyla "geeel" dedi Almanca. Amerikalılar'ın tabiriyle "cavity search" hepimizin en sevdiği hava alanı aktivitesi zaten. Detaylar her ne kadar kayda değer olsa da formatımıza uymuyor. Neyse, sonra bavulum da x-ray cihazından fırladı. Bir baktım 3 polis tepesine çöküverdi. Açtılar kurcaladılar resmen. "Bu ne bu ne bu ne" diye yüzüme peynir, sucuk ve corn flakes (anne bavuluma neden corn flakes koydun?) salladılar. Bunların bavulda bulunmasına izin verilemeyecek kadar tehlikeli şeyler olduğu konusunda Alman polisi ve gümrük görevlileri hemfikir oldu bir anda. Ben de çırpındım yapmayın etmeyin diye. Aldılar önce corn flakesi sonra sucukları sonra da birer birer beyaz peynilerimi paketlerinden çıkarıp çöpe atmaya başladılar. Bir yandan da gevrek gevrek güldüler, kıkırdadılar kendi aralarında. Beyaz peynirlerin sonuncusu da çöpe giderken beni bir ağlama tuttu. Ama öyle böyle değil, hüngür sümük! Polis şaşırdı, gümrük görevlisi ne yapacağını bilemedi hatta GSG-9 bile alarma geçirildi.


Derken nefes nefese uyandım. Gözlerim nemli bir şekilde...


Pazar akşamı babamla skype yaparken dedim ki kendi kendime: "Ben bu paskalya tatiline 3 gün ekleyip bir İstanbul yapsam şöyle 10 gün, fena mı olur?" Sonra babama dedim ki: "Baba ben bu paskalya tatiline 3 gün ekleyip bir İstanbul yapsam şöyle 10 gün, fena mı olur?" O da "süper olur al biletini" dedi. Böylece bilet işlemlerine giriştim. Hava yolu şirketlerinde bilet ararken üzülerek en iyi fiyatı Lufthansa'nın verdiğini gördüm. Yıkıldım resmen. Lufthansa'dan bilet almak demek ya Frankfurt ya da Münih'de aktarma yapmak anlamına geliyor. Beni bilenler Alman ekolüne ve Alman polisine nasıl gıcık olduğumu bilir. Öfleye pöfleye, söve söve aldım bileti. Sonra da vurdum kafayı uyudum. Bu kabusu onun paniğinden gördüm sanırım.


Tamam, ben de sizleri çok özledim. Kucaklaşma faslını uzatmayalım, duygusal durumlar bende bazen gerilme yaratıyor.

Severim,
Mehmet abiniz

Halt! Ist dort jemand?
Commandos Alman Subayı

Gş: Pure Reason Revolution - In Aurélia

Labels: , , , , , , , ,

eXTReMe Tracker