14 September, 2008

İstanbul (Son) ve devamına dair

Değerli okurlarım,

Kısa ömürlü yaz tatilime noktayı koyduğum şu güzel günden hepinize selam ederim. Zaman yine göz açıp kapayıncaya kadar geçti ama boşa geçmedi. Levazım-Taksim-Caddebostan arasında fırtına gibi estim, 5 dakika bile rahat durmadım, eşle dostla aileyle çok eğlendim ve sonunda bitti. İstanbul'dan ayrılmak her ne kadar hoşuma gitmese de dolu dolu yaşadığım 3 haftalık gez-toz maratonunun bünyeme yaptığı baskıdan kurtulma düşüncesi biraz içimi rahatlatmıyor değil.

Aklımda daha farklı planlar vardı gelirken. Güneydoğu'yu gezmeyi, Amasra'ya gitmeyi, azıcık da denizli kumlu birkaç gün geçirmeyi düşünmüştüm. Ama 3 hafta... Levazım'dan çıkmak bile zor 3 haftada. Bu planlarımı başka zamana erteledim, ertelediklerimin yanına koydum. Kaçmıyoruz ya, elbet bir gün onların da sırası gelir.

Muhabbeti koyultuyorum biraz. Küçük çocukları ekran başından alın!

Bu gidiş bir başka gidiş. İki sene önceki gidişim gibi değil.

Şu okul bitsin döneriz nasıl olsa gibi bir balon vardı. Eşle dostla konuşurken sohbet hep sonrasındaki planlara kayıyordu "eee, dönünce de şunu bunu tırı vırı" diye. Sonra bir anda kendimi Norveççe yazılmış İkea katalogunda yatak döşek bakarken buldum. Nasıl oldu, ne ara değişti hepsi bilmiyorum. Düşününce anlıyorum (evet bazen düşünmeli, ama kararında). İki senedir kendimi yemişim. Zaten belliymiş bunun olcağı, dönüşüm sakatmış. Ama ummuşum, olmamış. Sağlık olsun, dinimizde önemli olan niyet.

7 cihana nam salmış, dillere destan, insanı neşeye boğan keyifli üslubumu yakalıyamıyorum bugün. Battı balık yan gider o zaman, uğraşmanın manası yok. Hiç sevmem zorlamayı, her şey kararında güzeldir (sosyal mesaj içerikli dizi senaryosu).

Hafif efkarlı yazdım farkındayım. Bir kerelik böyle olsun he mi?

suyun kaynak oldugu
ağaç kökün saldığı
eşin dostun gittiği
yerde bulursun beni

yolun ayrıldığı
gidenin dönmediği
çarenin olmadığı
yerde bekliyorum seni

02 September, 2008

İstanbul 2

Yoğun programım ve bulanık zekamdan ötürü bir müddettir yazmıyordum. Bu akşam vaktim var. Ama oturup uzun uzun yazmayacağım. Özet geçiyorum, siz de bunları benim dillere destan akıcı ve matrak uslubumla yazıldığını varsayarak okuyorsunuz. Hazırsanız başlıyorum hatta biraz da tekrar yapıyorum ki pekişsin:

Bu hafta çok hızlı geçti. Eğlence had safhadaydı, ondan hızlı oldu sanırım. Hafta içi önce Murat ve Mutlu'yla sonra Levent, Cefri, Markus ve Ertuğrul'la buluştum ve babamla Partizan maçına gittim. Partizan maçı öncesi çok sevdiğim Todori Meyhanesi'nde çok sevdiğim babamla biraz kafa çektik, 10 numara bir akşam oldu. Cuma akşamı da çok benzer bir programı annemle yürürlüğe koyduk ve İBB maçı öncesi ocakbaşında kafa çektik. Hatta biraz abartıp maça 15 dakika gecikmişiz. Canımız sağolsun hehe. Cuma ve cumartesi gecelerimi Berkay ve Bora ağırlıklı geçirdim. Cumartesiye Berkay ağırlığını koydu demeliyim. Makara kukara sabah 9'a kadar vıdı vıdı çene çaldık, eskileri andık, kah güldük kah kahkaha attık. Koray ve Göktüğ genç olmanın verdiği avantajı iyi biçimde kullanamadılar ve tecrübeye mağlup olup 2-3 gibi uyudular. Pazar günüme tabu oynayarak başladım. Kakara kikiri oldu yine. Ertuğrul'la herkes en az bir kez tabu oynamalı! Uykum olmasa detaylara girerdim ama beeelki alıntı yapabilirim sırf sizin için. Gecesinde Cefri'yle buluştum ve 7 cihana karşı sabahın 7 lerine kadar Civ4 oynadık. Ordan da bir alıntı geliyor.

İleriye dönük konuşmak gerekirse yarın akşam Kalamış'tayım sanırım. Liseden arkadaşlarımla görüşeceğim çok heyecanlıyım. Zaten yarından sonrası yüce rabbimize kalmış. Zaten ramazan.

Mehmet atom bombasının zararı ne?
Civ4 oynayan Cefri.

Atatürk'ün silah arkadaşı!
Tabu da Kenan Evren'i anlatmaya çalışan Ertuğrul

Gş: Sigur Ros - Untitled #7

Labels: , , , , , , ,

eXTReMe Tracker