İstanbul (Son) ve devamına dair
Değerli okurlarım,
Kısa ömürlü yaz tatilime noktayı koyduğum şu güzel günden hepinize selam ederim. Zaman yine göz açıp kapayıncaya kadar geçti ama boşa geçmedi. Levazım-Taksim-Caddebostan arasında fırtına gibi estim, 5 dakika bile rahat durmadım, eşle dostla aileyle çok eğlendim ve sonunda bitti. İstanbul'dan ayrılmak her ne kadar hoşuma gitmese de dolu dolu yaşadığım 3 haftalık gez-toz maratonunun bünyeme yaptığı baskıdan kurtulma düşüncesi biraz içimi rahatlatmıyor değil.
Aklımda daha farklı planlar vardı gelirken. Güneydoğu'yu gezmeyi, Amasra'ya gitmeyi, azıcık da denizli kumlu birkaç gün geçirmeyi düşünmüştüm. Ama 3 hafta... Levazım'dan çıkmak bile zor 3 haftada. Bu planlarımı başka zamana erteledim, ertelediklerimin yanına koydum. Kaçmıyoruz ya, elbet bir gün onların da sırası gelir.
Muhabbeti koyultuyorum biraz. Küçük çocukları ekran başından alın!
Bu gidiş bir başka gidiş. İki sene önceki gidişim gibi değil.
Şu okul bitsin döneriz nasıl olsa gibi bir balon vardı. Eşle dostla konuşurken sohbet hep sonrasındaki planlara kayıyordu "eee, dönünce de şunu bunu tırı vırı" diye. Sonra bir anda kendimi Norveççe yazılmış İkea katalogunda yatak döşek bakarken buldum. Nasıl oldu, ne ara değişti hepsi bilmiyorum. Düşününce anlıyorum (evet bazen düşünmeli, ama kararında). İki senedir kendimi yemişim. Zaten belliymiş bunun olcağı, dönüşüm sakatmış. Ama ummuşum, olmamış. Sağlık olsun, dinimizde önemli olan niyet.
7 cihana nam salmış, dillere destan, insanı neşeye boğan keyifli üslubumu yakalıyamıyorum bugün. Battı balık yan gider o zaman, uğraşmanın manası yok. Hiç sevmem zorlamayı, her şey kararında güzeldir (sosyal mesaj içerikli dizi senaryosu).
Hafif efkarlı yazdım farkındayım. Bir kerelik böyle olsun he mi?
suyun kaynak oldugu
ağaç kökün saldığı
eşin dostun gittiği
yerde bulursun beni
ağaç kökün saldığı
eşin dostun gittiği
yerde bulursun beni
yolun ayrıldığı
gidenin dönmediği
çarenin olmadığı
yerde bekliyorum seni
gidenin dönmediği
çarenin olmadığı
yerde bekliyorum seni
