30 January, 2009

Alışkanlık Yaptı

Bu film izleme işi bende alışkanlık yaptı. Hele Frasier'ın bitmesinden sonra, Jeffrey'in de oynayacak oyun bulamamasından ötürü resmen çaresiz kaldım. Lafı uzatmadan eleştirilerime geçiyorum, zaten meraktan çatlamışsınız...

Madagascar 2: Bir önceki yazımda sileceğimi ifade etmiştim ama yalanmış. Oturdum izledim. İlk defa gözlemdeliğim bir durumu sizlerle paylaşmak isterim. Bu ikinci film ilkinden daha güzeldi. Genelde bilirsiniz ikinciler bombok olur. Gerçi ilki o kadar trışkaydı ki ikinciyi daha kötü yapamadılar diye düşünüyorum. Fazladan 1,5 saatiniz varsa izleyin.

City of Ember: Yaaaani... Akla ilk gelen filmin Dark City'ye olan benzerliği. Hatta Dark City'nin "candy bar edition" çocuk versiyonu diyebiliriz. Mutlu son falan... İzlerken sıkılmadım ama dönüp de bir daha yüzüne bakarsam allah da beni bildiği gibi yapsın. Bunu izleyeceğinize Dark City'yi izleyin.

Başka ne izlediiiim... Hah!

Max Payne: Oyun severler hatırlayacaktır, oyunun ilki Matrix çıktıktan 6 ay falan sonra piyasaya sürülmüştü ve Matrix'e olan benzerliği (kamera açısı, uzun deri paltolar, slow motion zıplayıp havada şarjör değiştirip takla atarken adam vurmalar...) sebebiyle bayağı rağbet görmüştü. Severek oynamıştık. Peki film nasıl bu kadar alakasız ve boktan olmuş? Ben de bilemiyorum. Filmi keşke dağıtmaya başlamadan önce oyunu oynamış bir iki kişiye izlettirselermiş. Böyle salak bir şey çıkmazdı ortaya heralde o zaman. Ya da yönetmen dedem yaşında. Aklıma başka bir şey gelmedi. İnşallah ikincisini falan çekmeye kalkmazlar.

Daha fazla izlediğimi sanıyordum ama bu kadar sanırım. Aklıma gelirse eklerim. Şimdi daha derin bir konuya giriş yapıyorum:

İki-üç gündür Jeffrey ile birlikte Stronghold: Crusader isimli oyunu oynuyoruz. Adından da belli olduğu gibi ortaçağ temalı gerçek zamanlı bir strateji oyunu. Oyun modlarından biri ekonomik ve askeri açıdan gelişip diğerini haritadan silme, bir diğeri ise sınırsız bütçeyle kale kurup sınırsız bütçeyle ona saldırma üzerine. Sonuçta eğlenceli durumlar ortaya çıkıyor. Yok sen benim arap kölelerimi öldürdün yok ben senin tavuğuna (yediğimiz tavuk) kışt dedim falan... 2003 yapımı olduğu ve 2,5 boyutlu olduğu için de hepimizin sefil sistemlerinde canavarlar gibi çalışıyor. 8 kişiye kadar multiplayer desteği var ve ben başvuruları kabul ediyorum. Birlik olup hepimiz Cefri'yi sikeltebiliriz. Allah Allah sesleri kulağınıza geldi mi? (Gamespot review'ı için)

You are the second greatest Lord!
2 kişilik multiplayer oyununda Cefri'yi teselli eden AI

Gş: Porcupine Tree - Stars Die

19 January, 2009

Son yazıya ektir

Big Fish demişken hazır, Evan McGregor'a da bir çift sözüm olacak. Artık Obi-Wan Kenobi oynadıktan sonra senin de mumyalanıp tarihin tozlu raflarına istiflenmen gerekirdi.
Anaa aklıma bir tane daha geldi. O Jumper denen saçmalığın içinde Samuel L. Jackson da vardı (kendisini Mace Windu olarak tanıdık, kalbimizi açtık). Allah kahretmesin Dünya'nın çivisi çıkmış.

14 January, 2009

Tamam lan yazıyoruz işte

Ulan (hamua) ne dırdırcı okuyucu kitlesisiniz ha! Vıdı vıdı ömrümü yediniz. Zorla sanat olmaz dedik, içimizden gelince yazarız dedik, bana mısın demediniz. Karı gibi amaaaan içim çekildi be!

Neyse, finans zirvesi başarıyla sonuçlandı (az vukuatlı). Girmek istediğim detaylar, değinmek istediğim ufak tefek komik olaylar var ama ben bu konuyu açarsam muhabbet nereye gideceğini çok iyi bildiğimden dolayı zirve mücadelesine noktayı şu anda koyuyorum. Çok güldük ama güzeldi emeği geçenlere teşekkürler.

Geçen hafta bir günümü hasta olarak yatağımda geçirdim ve bir iki film seyrettim o arada. Sonra alışkanlık yaptı perşembeden beri film izliyorum sizle de bazılarını paylaşayım.

Wall-e : Pixar'ın düştüğü içler acısı hali görmek isteyenler mutlaka seyretsin. Nemo ve Monserts gibi on numara işlere imza atan stüdyonun son "eseri"nin yaratıcılıktan aldığı payı ve son zamanlarda gördüğüm en mal "aşk" hikayesini görsün. Duyduğuma göre taşaklı kadro Pixar'dan ayrılmış ve kendi projelerine başlamışlar. Çaylak animatörlere ağaç modelletmek baya zor olduğundan dolayı bu mal hikayeyi de salak saçma bir gelecek çerçevesine oturtmuşlar ve Fallout tarzı bir Wasteland yaratarak bize yutturmaya çalışmışlar. Yutanlar olmuş, ben yemezler. Hikayeyi yazanların da dibine kibrit suyu. Çöpten dolayı gezegende ot kalmamış. Siee... Madmax izledim ben kaç kere.

Miss Little Sunshine : Baktım gajdop oy vermiş facebook vasıtasıyla (hem de 4,5 yıldız vermiş). Bir deneyeyim dedim. Kaç saat sürdü hatırlamıyorum ama tam manasıyla bir zaman kaybıydı. Sıkıntıdan patladım. Hiç bitmeyecek sandım. Ama Jeffrey ve onun gibilere tavsiye ederim. Onunla yaptığım özel görüşmede de belirttiğim gibi Donnie Darko'cu Big Fish'ci kesim izlesin. Delikanlı tayfa (Transformerscı Betmenci) izlemesin.

Eagle Eye: Baktım çok popüler, izleyeyim dedim. Bunun için kimseye bok atamayacağım, kendi düşen ağlamaz. Spoiler vereceğim şimdi ama siz zaten filmi izlemeyin, okumaya devam edin. Yine bir kendinden geçen ultra bilgisayar hikayesi, yine Pentagon, yine FBI üstü harekat timleri, yine mistır prezidan (bkz. Turgut Özal). Big brother sıkıntısı. Enemy of the State'i izledik, yapmayın artık böyle şeyler.

Jumper: Bu yukarıdaki yorumlarımı Jeffrey'le paylaştım. Kızdı. Bir filim tavsiye et bari dedim. O da bilimkurgu sevdiğim için bana Jumper'i tavsiye etti. Bilimkurgunun Bi'sinden habersizsin Cefri. Alakası yok. Bombok bir filmdi tek kelimeyle. Zaten o herif Star Wars'dan sonra ölmeliydi bence. Anakin Skywalker olmuşsun, Darth Vader olmuşsun artık daha ne film çekiyorsun. Git bir köşede geber. Gençlik dizisi tadında romatik bilim kurgu. Olmaz öyle. -2 yıldız verdim.

Madagascar: Wall-e yi tercih ederim diyorum daha da bir şey demiyorum. Lanet olsun. İkincisi de duruyor da heralde siliyorum şimdi.

Bitti.

Hatalıysam aramızda kalsın!!
Kamyon arkası yazısı (Onur özel)

Bu günün olmasa da ara verdiğimiz günlerin şarkısı: Anathema - Are You There?

eXTReMe Tracker