27 August, 2008

İstanbul

Bir elimde çay bir elimde ayran şımarık çocuklar gibi oturdum öyle yazıyorum bunu. Çok şükür gelebildim. İlk geceyi babamla evde mangal yaparak ikinciyi ise dün dışarıda Levent Cefri Mert Ertuğrul gibi şahıslarla geçirdim. Çok şükür alkol duvarına çarptık yine. Bir de nur topu gibi bir telefon sapığım oldu. Hatta yanındakilerle beraber üç. Telefon sapığıyla 45 dakika sohbet etmek nerden çıktı biri bunu bana izah etsin! Neyse bu akşam da maç var. Babam Todori'de yer ayırtmış. Yaşasın! Maçtan çıkınca annemleri havaalanından alıcakmışız. Hayırlısı bakalım ben çok ümitli değilim işin o kısmından.

Mehmet Levazım'dan bildirdi! Le-vıdı-levazım.. Zım! Yo! Zım!

Düşünsene abi üç milyon dolarlık makine alıyosun, yanında bunu veriyolar...
Cefri'nin Levent'i kastederek yaptığı açıklama

Labels: , , , , ,

20 August, 2008

Heyecan Firtinasi

Payroll ve insan kaynakları ziyaretimle başlayan Çarşamba sabahından hepinize kucak dolusu gülücükler!

Çalışma izni çıkmamış, maaşı yatmamış ve sağanak yağmurda sırıl sıklam olmuş bir şekilde sizlere sesleniyorum bugün. Elimde uçak biletimle kendimi bir ülkeye kaçak girmeye çalışan Levent gibi hissettim. Bir de İstanbul'da As-İz isimli can dostumdan bir haber alırsam değmeyin keyfime. Her şeye rağmen geliyorum ulan! Ayyyy çok heyecanlı ehihehi!

Dün babamla skype yaptık. Babannem de yanındaydı. Annemi de Datça'dan konferansa bağlayınca bir anda aile bireyleri arasındaki popüleritem ve saygınlığım arttı. Annem ve kardeşimin ben İstanbul'a geldiğimde güney illerimizden birinde ense halinde olacaklarına dair içerden bilgi aldım ve pazartesi akşamı için babama sipariş verdim. Listede beyaz peynir, kavun, çoban salatası ve kulüp rakısı var. Gerisini babamın insiyatifine ve yaratıcılığına bıraktım. Ender sana sesleniyorum. Bana katıl. Artiz yapıcam seni. İnanmıyorsan Çağdaş'a sor.

Son olarak Göteborg cephesinde mücadele veren Çağdaş'a bir moral alkışı istiyorum. Bugün kendisinin ilk iş günü. Ulan resmen kazık kadar olduk iş miş vay anasını be.


Yessü
"yes" diyen Mr. Lee
gş: Sigur Ros - Heima

Ps: Tanıyanlar için ekliyeyim. Mr. Lee arkamda bir müşteriyle telefonda konuşuyor. Sanırım gülmekten gebericim. İlahi Mr. Lee.

17 August, 2008

Dönüş

İş ve tez saçmalığında son düzlüğe giriyoruz. Yarın tatile girmeden önceki son haftam başlıyor. Tez düzeltilecek, sunum hazırlanacak, bavul toplanacak. Umarım çalışma iznim ve vergiyle alakalı belgelerim zamanında çıkar da lay lay lom diye gelirim. İnsan kaynakları ofisi ülkeyi terk etmemem konusunda beni uyardı. Ben de onları tersledim, "siktirin gidin lan siz terketmeyin!" dedim koştum biletimi aldım. 25 Ağustos akşamı İstanbul'dayım. Hakkımda hayırlısı...

Allah'ını seviyorsan Dünya'yı yuvarlak yapma!
Civ4'de oyun kurarken Cefri'nin benden ricası!

gş: Andy McKee - Rylynn

Labels: , , ,

15 August, 2008

Aptal kari, gerizekali bok!

Bu yaziyi bir kisiye adiyorum. Her ay odemeleri karistiran, cekimi unutan, beni HER AY birkac gun mesgul edip durumu izah ettiren, huzurumu kaciran gerizekali kariya... Yaptigin is cok karmasik anladik da sende sike surulecek beyin olsa 7 ayin sonunda belki bir kere duzgun yapmis olurdun. Ya onu da birak, bir tek sen beceremiyorsun bu isi belli ki sende bir sorun var. Uyuz kari! Derin nefes alip sakinlesmeye calisiyorum su anda. Bu yazi bitince aynisini mudurune gonderiyorum.

Yahu bir kere bile duzgun yapamadin su isi. Bu kadar aptalsan bir kagida yaz, boynuna as oyle gez. Yuce rabbimin beni bir sabir testine tuttuguna inaniyorum ve burdan kendisine sesleniyorum: Okudugunu biliyorum! Beni biraz fazla teste tuttun bu ara. Bir kulunu cizecegim sonunda papaz olacagiz.

En sevmedigim insan
Ender'in babasi

Labels: , , , , ,

12 August, 2008

Muhteşem dönüş

Bugün basket sahalarına resmen döndüm. Şutum şaşmış dengem kaymış olabilir. Olsun, yine de güzel maç oldu. Rakip takımı buradan kutluyorum bir de nanik çekiyorum üstüne. Rezil rüsva ettik resmen. İnsan içine nasıl çıkacaklar bilmiyorum. Vat ken ay du samtayms?!

Tez nihayet yazıldı. İkinci nüsha okula ve şirketteki sorumluya gönderildi. Bu cumaya kadar bir yorum yapmaları lazım. Haftaya da sunumu hazırlıyorum ve bu konu kapanıyor. Allah düşmanımın başına vermesin, bela gibi bir şey tez. Ne boka yaradığı da belli değil. Ayak altında dolaşıp insanı işinden gücünden eden, efendime söyleyeyim belirli bir faydası bulunmayan, ne idüğü belirsiz, ev kedisi gibi bir şey. Üstüne üstlük şirin mirin de değil. Aman hiç sevmiyorum neyse uzatmanın manası yok.

Ufak ufak İstanbul hazırlıkları başladı bu arada. Uçak bileti ayarlama gibi zahmetli ve sıkıcı bir safhaya bile geldim hatta. Şu çalışma izni bir belli olsun hatırlısıyla, biletimi alacağım. O zaman haberiniz olur. Ama bir tüyo verebilirim: Fenerbahçe - Partizan maçına yetişiyorum sanırım.

Tatille ilgili olarak da karnaval diyenlerin sayısındaki endişe verici artıştan söz etmek isterim. Ulan petrol zengini olan benim, İstanbul'dan Göteborg'dan kalkmış bıdı bıdı ediyorsunuz. Tamam lan karnavalsa karnaval. Hadi bakalım.. Amma meraklıymışsınız ya.

Son olarak herkes Göteborg'da iş bulan Ender'i bir kutlasın bakalım. Bu haber Oslo'da ancak buruk bir sevinç yaratsa da Göteborg halkının çılgına çevirmiş. Tebrik ediyor ve acımı içime gömüyorum.

biket
gajdop

gş: lambada

Labels: , , , , ,

11 August, 2008

Şubat

Diğer mevzulardan sonra bahsedeceğim demiştim. Şimdi tam zamanı!

Çağdaş'ın gazıyla başladığım tatil araştırmalarımda bir sonuca vardım gibi. Seçeneklerimizi ikiye indirdim. Şu anda ihtiyacımız olan ise oybirliğiyle gideceğimiz yeri kesinleştirmek. Acelemiz yok, başka teklifi olan varsa dinleriz icabında.

1) Tromsø'de 17 Mayıs Tromsø Stadyumu'nu ziyaret ve Galatasaray anıtı önünde saygı duruşu. Akabinde köpekli kızaklar, gölde balık tutmalar, kuzey ışıkları gibi gey aktiviteler.

2) Kuzey Brezilya'da (muhtemelen Recife) en olmadı Rio'da karnaval. İçip samba yapmalar, manasız eğlence.

Tromsø yakınlığı ile göz doldururken Recife jetlag ve fiyat dışında herşeyiyle kafa karıştırıyor. Düşünün artık ben karışmıyorum.

Ender'e tirenden el sallarken Brezilya'ya yeşil ışık yaktığını duydum. Levent zaten karnaval demişti. Çağdaş da artık nerdeyse kafasını kaldırıp bir oy atsın. Kim gelicek lan başka var mı saymadığım? Yavaş yavaş hareketlenelim.

Yalan gandırdııım!
Ender

gş: Mark Knopfler - 515 am

09 August, 2008

Cımartesi

Değerli okur,

Yine bir cumartesi gecesi... Keyifler ayarında. Dışarı çıkma arifesindeyim. Frenklen fulaksesuvar durumundayız. Yine mırın kırın ediyordu. Verdim votkayı, verdim votkayı. Şimdi evde birbirimize çarpa çarpa hazırlanmaya çalışıyoruz. Ama neredeyse bitti işimiz. Ha çıktık ha çıkıyoruz ha çıkabiliriz. Yine bi nato çavuşu falan bulursam yarın haberiniz olur.

Bayılıyorum size,
memo

Ex-girlfirens should die, or better get fat.
efkarlı bir anında Frenk

gş: Less Than Jake - The science of selling yourself short

08 August, 2008

Øya & Sigur Rós

Canlarım,

Verdiğim ufak aranın sonuna geldik. Yelkenleri suya erken indirmemin sebebi bu Sigur Rós denen rahatsızlık hakkında yazmak zorunda olmam.

Dün akşam pek değerli Bernardo ile tek günlük biletlerimizle Øya Festivalen'e gittik. Aman da ne iyi ettik. Festivalin yeri Middelalderparken yani orta çağ parkı. Konsepte uygun hiçbir şey göremedim parkta (Middelalder=Medieval), ben ne biliyim şövalyeler şatolar falan bekliyordum. Sırf zibidi hippi falan vardı. Yaşımız gereği olsa gerek festival havasına alerjimiz var zaten. Bir akşamdan fazlasına katlanamayacağımıza karar verip iyi ki de bütün festivale bilet almamışız yahu diyerek birbirimiz tebrik ettik. Hepiniz az çok festival görmüş kültürlü çocuklarsınız. Bildiğiniz gibi festivalin doğasından dolayı en az bir günü mutlaka yağmur çamur içinde geçer. Bu festivalin Oslo'da vuk'u bulduğunu hesaba katan zeki okuyucu yerdeki çamur miktarını tahmin edebilecektir. Ama biz izlerken yağmur yağmadı valla. Ama yağmur yağmaması ve çamurun az olması festival alanlarının vazgeçilmezi olan kabin tuvaletlerinin varlığını hiç etkilememiş. Uzun kuyruklar ve mide kaldıran durumlar elbette mevcuttu. Ama Oslo belediyesi (www.obb.gen.no) bence burada bir alkışı hakediyor. Çünkü seyyar kabinlerin yanına seyyar pisuvarlar da koymuşlar ve bira içen erkekleri bira içen kızlardan ayırmışlar. Gerçekten çok sevindim görünce, gözlerim doldu. Yaşasın çükümüz, yaşasın ataerkil toplum!

Festival alanına vardığımızda sahneye Sonuk Youth adlı rezil rüsva takımı çıkmak üzereydi. Headliner olduğu için biz de "Allah Allah bi bakalım daha diğerlerine vakit var" dedik ve sahneye nazır bir yerde yerimizi aldık. 15 dakika sonra da apar topar bira çadırına seyirttik. Ben böyle salak bir müzik hiç duymamıştım, inşallah dağılır grup. Allah kahretmesin. İşin garip tarafı bir yığın insanın coşkuyla gruba eşlik etmeye çalışmasıydı. Ortada eşlik edecek bir bok olmadığı için kalkan eller havaya indi, dans etmeye çalışanlar tökezleyip düştüler ve şarkıları söylemeye çalışanlar da dillerini yanaklarını falan ısırp durdular. Ders olsun, adam gibi müzik dinleselerdi. Bu arada üstteki resimdeki tabela gerçek ve her sahnenin kenarında bir tane vardı bundan. Bernardo'nun yorumu çok hoşuma gitti: They should put another one on the other side of the stage saying "No fun in Norway". Güldük de güldük ilahi.

Saatler 21:40'ı vurduğunda ben çoktan Sigur Rós'un çıkacağı sahnenin oralarda güzel bir yere sotalanmıştım. Aşağıdaki resimden de anlayabileceğiniz gibi aşağı yukarı ceza yayının sağ kanada bakan kısmında kaleye 25-26 metre uzaklıktaydım. Cefri'nin ısmarladığı video ve resimleri çekmek için iyi sayılır. İşin boktan tarafı Bernardo'nun Turbonegro isimli Norveç'li grubu izlemek istemesiydi. Sigur Rós ve Turbonegro'nun aynı anda sahneye çıktığını öğrenmemizin bizi ne derece derinden etkilediğini söylememe gerek yok sanırım. Haydi herkes kendi konserini izlesin dedik ve yollarımızı orada ayırdık. Kendisi de Turbonegro'dan çok memnun kalmış. İyi bari...


Sigur Rós'a gelince. Sahnede 1 saat 20 dakika kaldılar. Belimin vayaman sinyalleri vermesinden 40 dakika sonra ayrıldılar yani sahneden. Olsun, yine de izledim hepsini inatla. İlk anından sonuna kadar da ağzımı açık bıraktılar. Çok güzel bir performanstı. Son iki üç şarkı için 4-5 kişilik bir yaylı ekibi ve bir o kadar da üfelemeci sahnede yerlerini aldı ve (sevenler bilir) o sefnokimsi şarkılarını çaldılar. Sigur Rós'un olayını bilmeyenler için ekleme yapayım. O resimde ortada gördüğünüz adam solist ve gitarı da keman yayıyla çalıyor bütün konser boyunca. Sağındaki adam da basçı ve bir şarkıda gitarını davul bagetiyle çalıyor. O zibidi oğlu zibidi Sonuk Youth da sahneye Sigur Rós'dan bir saat önce aynı bu şekilde çıktı. Keman yayı baget falan. Galiba o an soğudum o ibişlerden. İnşallah albümleri satmaz, korsana düşerler.

Bu da konser öncesi demlenme turumuzu attığımız yer. Türkçe meali: Bira cenneti

Øya ile ilgili bildireceklerim bu kadardı sanırım. Ama başka mevzular da var. Sıkıldım, onları sonra anlatacağım.

gş: Sigur Rós - Popplagið

Jazz is not dead, it just smells funny
Oslo Jazz Festivali afişi

Labels: , , , , , , ,

06 August, 2008

House severlere


Bie dahakine video deneyebilirim. Dikkat!

Labels: ,

eXTReMe Tracker